7/4/2008 - kayboluş
Yavaş dokunuşlarla hissetmek önce, duyguların karmasındaki bir arayış, şiddetli bir arzuya dönüşen kasıklardaki kasırga, çıldırış, benliğinden çıkış adeta her bir dokunuş ve kaybetmek her şeyini kaybolmak adına bir yitiş ıslak bir tende…
Umursamamak etrafında sana çarpıp geçen gözleri, görememek, kalabalığın tam ortasında gitgide belirsizleşen yüzleri, duraksamak, derinliklerinden gelen çığlık seslerini duyumsayarak, duyamamak, kalabalığın içinden hızla yükselen sesleri, uzaklaşmak, en anlamsız bakışlarla gökyüzüne doğru çizdiğin yolda, yok olmak adına bir yitiş kaosun en derin yerinde…
Sadece istemek kayboluşun adımlarını, düşüncelerinin sınırlarını aşarak düşlemek, beyninin özgürce doğurduğu varsayımları, ulaşmak, yarattığın hayal dünyasının kapılarına, tüm bağlantılarını koparma isteyişi, tatminsizliğinin benliğinde dans etmesiyle bir yitiş hayaller dünyasında…
Odaklanmak, hoş bir sese yönelerek, yakalamak, karmaşık duyumsayışlar arasındaki armoniyi, ruhun usulca okşanışı, vücudun ritimle bir yitişi müziğin ahenkli tınısında…
Özgürce uçması ruhun, tüm her şeyi unutup rüzgâra karışması, dinginlik, sessizliğin en derin yerinde duyduğun, kabullenmek, yaşama dair ne varsa, tüm olgulardan sıyrılıp soyutlanmak adına bir yitiş huzurun sakinliğinde…
Anlamsızlıklardan arınıp tüm çıplaklığınla aynaya bakmak bazen, yüzündeki çizgileri çizmek parmak uçlarınla, aynadan göz bebeklerine bir hüzün taşıyarak yansıyan eskimiş, yıpranmış, kullanılmış kadınlığını seyretmek uzunuzun… Yitiş bu kez kayboluşların en gerçeğini hissetmesi bedenin ölümün soğuk nefesinde…
|